Şimdik. Bu kelimeyi İstanbul'da yüksek lisans yaparken, dersini aldığım bir hocadan duymuştum. Bence oldukça başarılı bir geçiş kelimesidir. Bir metne giriş için de oldukça kullanışlı olduğu da aşikar. Bu yazıda genel bir tema olmaksızın, serbest çağrışımla bir şeyler yazmak istiyorum. Bu blogu niye açtık, kendimizle konuşmak için değil mi? Bu aralar kilo aldığımı düşünüyorum, her ne kadar tartı bunun o kadar da abartılacak bir durum olmadığı noktasında bana gerekli işaretleri veriyor olsa bile yine de içimde önleyemediğim bir kilo aldım hissi var. Yok merak etmeyin, blumia ya da anoreksiya filan değilim. Zaten bu hastalıkları olabilmek için fazlasıyla şişmanım, 88 kilo kadar. Bundan yaklaşık 2 hafta önce 86 kiloydum. Bu durum biraz sinirlerimi bozsa bile bundan bir yıl öncesine göre 10 kilo daha hafif olmanın getirdiği bir rahatlıkla akşam yemekten sonra tatlı yeme işini biraz abartmış olabilirim. Kuşkusuz evdeki benden diğerinin son dönemde sardığı ayva tatlısı temalı ta...
Bu ikinci blog denemem. İlki tahmin edildiği gibi çok da başarılı olmadı. Ancak bu kez daha rahat bir psikolojiyle yazı yazmanın keyfine vararak bu işi yürütmek istiyorum. Kim okur kim okumaz kaygısı gütmeksizin, yalnızca içimdekileri dökebilmek, okuyana bir şey anlatmaktan ziyade kendi kendimi anlayabilmek ve kendimle tartışabilmek için yazmak istediğim bir blog olmasını arzuluyorum. Eskiden yani yaklaşık bir on yıl kadar önce oldukça hevesli ve yazmak için yanıp tutuşan bir gençken bir kaç şiir ve öykü denemem olmuştu. Bir süre önce bile onları okuduğumda yüzüm kızarmış, yazdığım hiçbir şeyi beğenmemiş hatta utanarak her şeyi imha etmiştim. Bunlar bütün insanların varoluşsal sancılar çektiği ergenlik dönemlerinden kalma, asla bugünkü beni anlatmayan ve hatta bilinmesi, duyulması halinde çevrem tarafından gülünç bulunacak kaotik şeylerdi. Bu hadiseden sonra yazı yazma konusu benim için biraz boyut değiştirdi. Akademik bir hayat hayaliyle çok uzun bir süre kurgu bir metin okuma...